Social Icons

.

Pages

16 Temmuz 2012

Twitter Lağım Farelerinin Ahlakı, Ahlakın Lağım Fareleri

   Her gün biraz daha çirkefleşen, bir yıldır düzenli olarak çeşitli dedikodu, kulislerle ipe sapa gelmez boktan organizasyonlarla Lermontovc hakkında lağım fareleri misali sürekli yeni bir şeyler üreten götbitlerine yönelik son açıklamamdır:
  En son friendfeed üzerinden bir grup gerizekalının eğlence mi başka bir küçük duygunun tatmini amacıyla mı yazdıklarını pek anlayamadığım bir post bir arkadaş aracılığıyla bu akşam link edildi bana. Gülünç ötesi suçlamalar vs vs vs...
Sanal seks de yapıyorum, reel seks de yapıyorum. Bu konuda temel prensibim yetişkinlik, aklı başında olmaktır. Bundan ne gocunuyorum ne de ayıplıyorum. Salak mı lağım faresi mi hasta mı sağlıklı mı bilmediğim  birinin 2 yıl öncesine ait olduğunu öne sürdüğü ( Friendfeede en son 2010 yılında takılmıştım, twtr hesabıma bağlantılı bir hesap var ama bir türlü giremiyorum, şifresi ve mail hesabını unuttum, bilmiyorum) bir durum bana bundan 7-8 ay önce kendisi tarafından gmail'den dile getirildi. Kendisine MSN üzerinden birinin rızası olmadan böyle bir şey yapamayacağımı, yapmayacağımı, aksi durumda 1saniyelik zaman diliminde  bir tuşla kişinin engellenebileceğini, buna rağmen sarhoşluk ya da benzer bir durumda eğer böyle bir şey olmuşsa bundan ötürü," kendisinden özür dilediğimi" açıkça dile getirdim. 8 ay önce de gayet normal bir şekilde benle iş ilişkisi geliştirmek istediğini çalışmak için İstanbul'a gelebileceğini söyledi. Kendisine yardım etme imkanımın olmadığını açıkça belirttim. O konu da o iletişim de 8 ay önce kapandı. Bunun dışındaki dedikodular ancak beyinsizlerin başvuracağı bir dedikodu yığını. O posta yazan bir yığın beyinsiz kendi lağım fareliklerini gizlemek için benim olağan saydığım kendilerinin ayıp, günah saydıklaruı bir tercihi kullanarak akılları sıra ahlaklı oluşlarını temyize çekmişlerdir. Bunu onların hastalıklı hallerine bırakıyorum. Bu konudaki tüm yargılayıcılığı lağım farelerinin sürekli bir alanda gedik açma çabası olarak değerlendiriyorum. Bir grup fare aylardır hatta bir yıldır tüm dertleri benim organım üzerinden gündem oluşturuyor. Sürekli twtterde devam eden tacizlerden ötürü de hesabımı kapattım. Bir daha açıklama yapmayacağım. Bu durum sadece 1 yıldır onlarca twtr hesabı üzerinden taciz etme şeklinde değil meğer bir de şantaj olarak değerlendirilebilecek bir aşağılık yöntemle yapılıyormuş. Hala bunun şaşkınlığı içindeyim.

7 yorum:

Av.Neslihan dedi ki...

Selam, serhildan ben tesadüfen kayıtlı bloglarıma bakarken gördüm, olaydan haberim yok, aslen onlara fakat yan tesirleri sana vurduğu için sana da geçmiş olsun. "benim olağan saydığım kendilerinin ayıp, günah saydıklaruı bir tercihi kullanarak akılları sıra ahlaklı oluşlarını " bundan kurtulamayacağız

Aybike Hatemi-Teubes dedi ki...

Twitter'da bu konuda yapılan bazı yorumlardan, şunu öğrenmiş olduk: kadın beyninin, yalan söyleme kapasitesi yokmuş.

Ne diyor bazı Twittercılar: "Bir kadın taciz edildim diyorsa, doğrudur."

Hmm, enteresan. Çocuk gelişimi kitaplarındaki temel bilgileri değiştirip yeniden yazmanın zamanı gelmiş demek ki.
"3 yaşından itibaren yalan söyleme kapasitesine sahip olanlar, sadece erkek çocuklardır. Kız çocukların beyni o gelişim safhasına asla ulaşamaz, kadının kognitif gelişimi ikinci yılın sonunda durur" diye yazılmalı.

Bu bilginin ışığında yazılan dedektif romanları biraz sıkıcı olacak ama, n'apalım artık. :)

-- Poirot, sence katil Mrs. Bassington-Smythe mı, yoksa Mr. Crackenthorpe mu?

-- Ah Hastings, sevgili Hastings, gri hücrelerini çalıştır. Mrs. Bassington-Smythe, "Katil ben değilim" dedi, duymadın mı? Bir kadın asla yalan söylemez. Demek ki; katil Mr. Crackenthorpe.

-- Sen bir dahisin Poirot. Çözülemez sanılan bir vakayı daha çözdün.

yıkıcı tutku dedi ki...

Neden Türk basınını, gazetelerini falan eleştiriyoruz ki? Sahiden merak ediyorum o posta yazanların bir kısmını tanıyorum her gün akit'i falan teşhir ederler. Gel gör ki aynı üslup, aynı mantık, aynı organize karaktersizlikle akit ve benzeri siteleri aratmayan bir hikayenin peşindeler.

Adsız dedi ki...

sensiz olmuyor twitter.

yıkıcı tutku dedi ki...

Buraya karşıt yorum almıyorum, siz o hakkınızı çokça kullandınız.

Blanche Sedef Ingram dedi ki...

beni iftira atanlardan çok, o iftiraya büyük bir hevesle inananlar dehşete düşürüyor.

twitter'da bana da "ajan, polis" diye iftira atılmıştı ve birçok kişi, işin aslı nedir acaba diye araştırıp soruşturmaya gerek bile duymadan bloklamıştı beni.

umarım bu yalanları büyük bir zevkle yayan erkeklerin başına da benzer şeyler gelir bir gün. hatta onların başına taciz değil, tecavüz iftirası gelmesini ve kimseyi suçsuzluklarına inandıramamalarını dilerim. :)

yıkıcı tutku dedi ki...

Evet Sedef o inanan dehşetli tiplerden biri de bendim:) Sanırım ahı çıktı benden. Ben inanmıştım ve bloklamıştım. Neyse ki Nihan yardımcı oldu bana. Garip bir dünya

self determinasyon,öz yönetim

20. Yüzyılda uluslararası hukukun en önemli kavramlarından birisi haline gelen selfdeterminasyon, dünya toplumunda yeni bir yapılanma ve tanımlama süreci başlatmıştır. Kavram, günümüz dünyasının siyasi haritasının belirlenişi ve bundan sonra geçirmesi muhtemel değişikliklere ilişkin olarak sıkça söz konusu olmaktadır. Önceleri siyasi bir ilke olduğu düşünülen self-determinasyon kavramı hem BM 1966 İkiz Sözleşmeleri, hem BM Genel Kurul Kararları hem de uluslararası hukukun diğer aktörlerinin kararlarıyla hukuki bir hak haline dönüşmüştür. İlk ifade edilmeye başlandığı dönemlerde sadece sömürge yönetimi altındaki halklara tanınması öngörülürken Yüzyılın sonlarında Sovyetler Birliğindeki federe cumhuriyetlerin de selfdeterminasyon hakkından yararlanarak ayrıldıkları görülmüştür

öz yönetimin gerekçesi

Self-determinasyon fikrinin gelişmesine 20. yüzyılda bir taraftan Sovyetler Birliği’nin kurucusu olan Vlademir I. Lenin, diğer taraftan Birleşik Devletlerin Birinci Dünya Savaşı sırasında başkanı olan Woodrow Wilson katkıda bulunmuştur. Lenin eserlerinde “ulusların Self-determinasyon hakkı” kavramınıortaya koymuş, bir ülkenin veya yerin ilhakının “bir ulusun Self-determinasyon hakkının ihlali” olacağını belirtmiştir. Bunun yanında Lenin, self determinasyonun ayrılmayı da kapsamakta olduğunu belirtmiştir. Hatta ilkenin uygulanma yöntemlerinden birincisi bu yoldu.Wilson ise arasında “Selfdeterminasyon” kelimesi tam olarak geçmese de altı tanesi Self-determinasyon ile ilgili 14 ilke ilan etmiştir. Konuşmalarında savaştan yenik çıkan milletlerin, küçük milletlerin ve sömürge altındaki halkların da kaderini tayin hakkı olduğunu ifade ederek, bundan böyle uluslararası sistemin güç dengesine değil, etnik kaderini tayin ilkesine dayandırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Pages

öz yönetimin tarihi

Kavramın ilk kullanımı 1581 yılında Hollanda’nın İspanyol krallarının kendilerine karşı zulüm yaptıkları gerekçesiyle İspanya’dan bağımsızlığını ilan etmesiyle olmuşsa da 18. yüzyılın ikinci yarısına yani 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve 1789 tarihli Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Beyannamesine kadar bir gelişme gösterememiştir. 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ile Amerikan halkı dış bir yönetim, yani İngiltere tarafından idare edilmeye razı olmayacağını bildirmişlerdir. Bunun sonucu olarak ulusal self-determinasyon talebiyle ortaya çıkan ilk sömürge halkı olmuşlardır.